17 Haziran 2010 Perşembe

Pause # 19


Captain Algren: You want me to kill Jappos, I'll kill Jappos.
Colonel Bagley: I'm not asking you to kill anybody.
Captain Algren: You want me to kill The enemies of Jappos, I'll kill the enemies of Jappos... Rebs, or Sioux, or Cheyenne... For 500 bucks a month I'll kill whoever you want. But keep one thing in mind: I'd happily kill you for free.

0:09:29 - The Last Samurai (2003)

Vuvuzela Sustu

Dünya Kupasının altıncı günü güzel üç maçla geçildi.Genç Şili, turnuvaya sadece gezmeye gelmiş olan Honduras'ı tüm maç boyunca sürklase ederken skor sadece tek farkta kaldı.Birçok oyuncusunu turnuvaya gönderen Udinese'nin kanat oyuncusu Alexis Sanchez, hücumun sağında bazen solunda sürekli etkili olurken çoğu lig maçında da olduğu gibi son vuruşlarda etkisizdi.Zaten bitirici yanını geliştirmesi durumunda daha büyük kulüplerin kendisini rahat bırakmayacağı aşikar.Önemli golcüsü Humberto Suazo'nun da katılımıyla Şili, ikinci maçta turnuvanın en büyük favorilerinden İspanya'yı gruptan dahi çıkamama tehlikesiyle baş başa bırakabilir.Çünkü Avrupa Şampiyonu belkide şu ana kadar en büyük sürprizi yaparak Hitzfeld'in İsviçre'sine boyun eğdi.4-2-3-1'le sahaya çıkan İspanya için Busquets, göbekte gereksiz ve fazla isim gibiydi.Zaten kapanan İsviçre'ye karşı Xavi ve D.Silva'nın gününde olmaması sonucu fazla pozisyon üretemeden bi kontraya yenik düştüler.İkinci yarıda Torres ve Navas'ı sahaya süren Del Bosque durumu kurtaramadı ve ikinci turda muhtemel bir Brezilya eşleşmesini düşünmeye başladı. Günün son maçı belkide herkes için en hayırlısı oldu.Çünkü ev sahibi kontenjanından kupaya katılan kafa şişiriciler, demode teknik direktörlerinin sıkıcı ve anlamsız futbollarıyla büyük ihtimalle veda ettiler kupaya.Cavani-Suarez forvetinin arkasına Forlan'ı koyarak maça başlayan Uruguay, tüm maçı domine ederken tecrübeli golcüyüde markajdan kurtarmış oldu.Sonuçta Suarez ve Forlan'ın etkili oyunuyla 3'ü buldular ancak son golü atan Pereira başta olmak üzere final paslarını yapamayan oyuncular sayesinde ikinci turda zorluk çekmesi muhtemel Uruguay'ın. Ama yinede iki maç sonunda sağlam defans hattıyla istediklerini aldılar.Günün en güzel anı Forlan'ın penaltısı sırasında doruk noktasına çıkan vuvuzelaların topun filelerle buluşmasıyla susmasıydı.

16 Haziran 2010 Çarşamba

Pause # 18



Mathilda:Is life always this hard, or is it just when you're a kid?
Léon: Always like this.

0:20:16 - Leon: The Professional (1994)

Brezilya ve Fildişi

G grubunun merakla beklenen maçlarında Brezilya beklenenden zor bir galibiyet alırken, Fildişi Portekiz'e kaybetmeyerek büyük avantaj yakaladı.Sağlamcı Brezilya'dan başlarsak, kale ve geri dörtlüsünde hiçbir problemi yok, belkide turnuvanın en iyisiler bu bölgede.Maicon ve Bastos müthiş top kullanma becerileriyle sürekli hücuma destek veriyorlar.Dunga az yiyip az atan bi takımı tercih ettiği için göbekte G.Silva ve F.Melo gibi etliye sütlüye karışmayan iki oyuncusu var.Elano, Robinho'nun müthiş pasında ikinci golü atsada bence vasat yetenekleriyle ilk onbir oyuncusu değil.Kaka ve Fabiano'nun da tutuk görüntüsü düşünülünce ilerleyen maçlarda Brezilya skoru bulmakta zorluk çekebilir.Maicon ise dünyanın en iyi sağ beki olduğunu bugün birkez daha gösterdi.Ronaldo ve figüranlarını andıran Portekiz, kaslı siyahi adamlara karşı bir pozisyondan(o da 35 metreden şutla) başka etkili olamazken, gruptan çıkma şansını oldukça zora soktu.Çünkü maça baktığımızda orta saha ve defansta etkili olan, yere daha sağlam basan, muhtemelen Brezilya'dan puanı almayada daha yakın olan taraf Fildişi Sahili.Grupta Kuzey Kore'yi herkesin yeneceğini düşünürsek Fildişi'nin alabileceği 5 puanla, Brezilya'yla birlikte gruptan çıkacağını düşünüyorum.

15 Haziran 2010 Salı

Pause # 17


Rocky: My father, he's...My old man, he was never too smart. He says to me, ''You weren't born with much of a brain, ya know, so uh, ya better start usin' your body, right?'' So I become a fighter. Ya know what I mean.Why are ya laughing?
Adrian: My mother, she said the opposite thing.
Rocky: What did she say? What did she say the opposite?
Adrian: She said, ''You weren't born with much of a body, so ya better develop your brain.''

0:42:07 - Rocky (1976)

Iaquinta'yla Kansorejen Dakikalar

1990'da Vialli, Schillaci, Baggio gibi isimleri izleyerek başlamıştı Dünya Kupası'nda İtalya taraftarlığı benim için.İlerleyen yıllarda Mancini, Ravanelli, Massaro, Signori, Zola, Casiraghi ama her zaman illa ki Baggio.Sürekli etkili vurucu forvetler yer aldı Azzurilerin kadrosunda.Bu da kötü oynasalar dahi skoru değiştirebilecek güç demekti.Marco Simone gibi süper bi forvet yoğunluktan çoğu zaman yer bulamadı İtalya'da.Daha sonra süper yıldızlar Del Piero, Totti, hızlı Chiesa, Sakar ama fırsatçı Inzaghi, tuhaf Delvecchio, kurnaz Montella, müthiş Vieri, görevini yapan Luca Toni.Hepsi bir şekilde katkı yaptılar İtalya için.Ancak zaman ilerledi 2010 Dünya Kupası için çağrılacak forvet listesi ortaya çıktı.Lippi'nin kişisel tercihi sonucu Guiseppe Rossi, Cassano, Balotelli, Miccoli gibi yetenekli isimler dışarıda kalınca gözler kadrodakilere çevrildi.Benim gözümse ısrarla birinin üzerine.İlk kez 2006 için yedek olsun diye çağrılan kaleci fizikli Iaquinta, hiçbir zaman Serie A'ya damgasını vuramamasına rağmen Lippi'nin en önemli kozu olarak sağda, solda, forvetin ortasında sürekli kabiliyetsizliğini sergilemek için olanca çabasıyla uğraştırdı durdu.Adam geçemez, şut atamaz, pas veremez, pozisyon alamaz forvet demeye noterlerin yetmeyeceği bu futbolcu nüshası içten içe insanları kanser etmek için uğraşır gibiydi.Bu gözler Azzuri forması altında nice klas golcüleri izledi ama bu beden (Iaquinta sayesinde) böyle zulüm görmedi.

Beklenen Sonuç

Sahaya Pepe, Iaquinta, Gilardino forvet üçlüsüyle çıkan İtalya'nın kazanması için ufak çaplı bi mucizeye ihtiyacı olduğu görünen gerçekti.Defansın sağında da Maggio yerine Zambrotta tercihiyle Lippi yine sinirleri altüst ederken, pozisyonsuz geçen ilk yarının sonunda duran top sonucu yenik duruma düşen İtalya'da devre arasında herhangi bi değişiklik olmadı.Marchisio beklentilerin altında kalırken yaşları ilerleyen Zambrotta ve Cannavaro takıma güven vermekten uzak gözüktüler.Kenarda Di Natale, Pazzini, Qagliarella dururken sahadaki üçlüsü (Pepe, Iaquinta, Gilardino) yeteneksizlik yarışmasına devam edip durdu.Neyse ki kalecinin büyük hatasıyla tek puanı kurtarabildi İtalya.Maçın ardından gelen İtalya'nın her turnuvaya tutuk başladığı ve maçların ilerlemesiyle açılacağı fikri, hücum varyasyonlarında topu Simone Pepe'ye verip ondan yaratıcılık bekleyen bi takım için fazla Polyannacılık olur.